Birecik Forumu Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası > BiRECiK GENEL > NOSTALJi (ESKiDEN BiRECiK) > CEYLAN SiNEMASI
  Aktif Konular Aktif Konular RSS - CEYLAN SiNEMASI "YILMAZ GÜNEY"
  YARDiM YARDiM  Forumu Ara   Olaylar   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

BİRECİK FORUMUNA HOŞGELDİNİZ. MEMLEKET SEVDASI, SILA HASRETİ, HEMŞERİ SEVGİSİ, KÜLTÜREL ZENGİNLİK, BİLGİ PAYLAŞIMI, CİDDİYET, SEVİYE, KALİTE, DOSTLUK VE DAYANIŞMA...
ARADIKLARINIZ BUNLARSA EĞER, DOĞRU ADRESTESİNİZ: BURASI BİRECİK FORUMU...

CEYLAN SiNEMASI "YILMAZ GÜNEY"

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
ziyafincan Açılır Kutu Gör
ONURSAL ÜYE
<font color=008000>ONURSAL ÜYE</FONT>
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2010
Şehir: İstanbul
Status: Aktif Değil
Points: 1144
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı ziyafincan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: CEYLAN SiNEMASI "YILMAZ GÜNEY"
    Gönderim Zamanı: 20-Ocak-2019 Saat 15:24
     
        Ceylan Sineması :    Aman Dünya Ne Dar İmiş…      1965
                             Belanın Yedi Türlüsü …       1969   

        Yıllarımız sinemada zarar ve ziyanlarla devam etmede iken, bize gülen tek şansımız babamızın dürüstlüğü ile bize verdiği nasihat’tan başka bir şey değildi. “Yaptığın iş ne olursa olsun sen doğru bildiğinden şaşma” derdi. Hint filmlerinin bizim sinemada, Ayhan Işık, Eşref Kolçak, hele hele Cilali İbo’nun en güzel filmleri Yıldız Sinemasında vizyon yaparken, sinemacı ağzı ile “Yıldız Sineması dolup boşalıy, üle biz sinek avlayık ) Elbet bunu bilen bilir… Kira, elektrik, su, işçi, bir de film bedeli gümbeden gidip, küllüm batıyık ha …” Dini imanı para olan filmcilerin yanı sıra iyi olanlara rastlamak ne mümkün düşüncesi ile rekabet Yıldız ile devam ediyor, onlara ver Allah’ım ver derken, bize de vur Allah’ım vur… Biz hep zarar ve ziyanda, ne yaparsın, babama sunulan bazı iyi fikir ve düşüncelere aldırmadan tüm mal varlığımızı sinema uğruna her şeyimizi satıp savacağız. Babam (KUYUMCU DÜKKANI, BAHÇEMİZİ VE BAHÇE KARŞISINDA OLAN BAĞ VE FISTIĞIMIZI) Tahir amcama devretti… Başkası alacağına kardeşim alsın diye, kendi aralarında anlaştılar… Belki bizim küçük ve çocuk olmamızın etkisi olmadı, olamadı… Yetişkin olsaydık sattırmayıp sinemadan vaz geçerdik… Ama olmadı.. Biz kör bir inat uğruna savaşmaya rekabete devam… Geçen zaman zarfında babamı da sevenler olup, destekleri başladı, İrfan Film İrfan Atasoy’un görüştüğü Şahinler film, Kemal film, Acar film, Çöl film Hakkı Özgezer ağabey gibi dostların yardımı ile rekabete devam… Kıymetli dostlar yanlış anlamayın, benim yazdıklarım kendi yaşantım ve hayatımın içinde olan, yaşantısı benden daha iyi veya daha kötü olan mutlaka vardır, ama her meslek ve işte rekabet olmalı, olmalı da yalnız kaç kişi tüm mal varlığını görülmez bir kör kuyuya atar…? Açıkçası “üle biz batmışız, iflas edip top atmışız, daha hala babamız direniy, ben hiç kimseye CEYLAN kaçtı dedirtmem deyde başka bir şey demey”

     Sinemanın karşısında camlı kahve vardı, Yıldız sineması sahibi Emin Üzel’in büyük ağabeyi, Nacar Şiğo ( Şığ Müslüm Üzel) Yıldız ile rakip olduğumuz halde Müslüm ammi Babamı ve bizleri çok severdi. Çok zaman sinemada sandalyeler yetmeyince kahveden destek olarak sinemamıza kendi eliyle bizlere seyirciler için verirdi…. Ruhu şad olsun …………………
       
        Şimdiki konumuz, elli altmış yaş arasında ve sinema müdavimleri mutlaka hatırlayacaklar, kahvenin sinemaya taraf olan camına Yıldıray Çınarın ilk filmi “Aman Dünya Ne Dar İmiş” filminin afişi asıldı ve epey bir süre sonra yine bizi seven filmcilerin desteği ile film bizim sinemada vizyona girdi… 1966   yılında Belediyenin altındaki kışlıkta… Yıldıray Çınarın kendi hayat hikayesi ile derlenmiş, çok güzel müzikal ve aşk filmi idi, konumuz aynı, zengin kız, fakir oğlan, saz ile başlayan müzik ile beslenip güzel konusu ile gönül telimize çok güzel sesi ile kendini sevdiren Yıldıray Çınar ile o sevdayı hep beraber yaşadık ve mutlu bir SON ile bitirdik de, BİZİM SEVDALAR HARİÇ ,,,,,,
     
        Akeze Ahmet’in değme keyfine babeyyyy Yıldızın ha Yıldızın filmin bizim sinemada oynaması onu çokkkk mutlu etti )………………………….
     
        ……………Az da olsa geçtiğimiz filmler iş yapmaya başladı. Bitimiz kanlanmıştı, kendimize biraz daha hakim olarak işimizde ilerleme vardı, Yıldızın filmlerine göre program yapıyorduk, elbette başrolde Akeze Ahmet, tabala sırtında gezmedik sokak mahalle koymaz dı…
                 
        Yine camlı kahveye asılan yeni bir afiş Yılmaz Güney “Belanın Yedi Türlüsü…” Başka söze gerek yok zaten bir afiş bile ne fırtınalar estiriy hayatımızda….. Geçen süre zarfında nasıl oldu biz de anlamadık, İrfan Atasoy Birecik’e gelip gitmede babama “Ceylan ammi Yılmaz Güney ile anlaştım tüm filmleri bende, her yerden öncede sende vizyona girecek” dedi…… Babam ile boyun boyuna bir sarıldılar ki tam filmlik :)   Evet bir süre sonra Adana İrfan Filmden “Belanın Yedi Türlüsü” geldi…   Toho toho Akeze Ahmet uçuy da uçuy ağzında cigara bir sağa bir sola yaslanıy, ağam ali kıran başkesen, bir süpürgesi yok oda olsa uçacak lo ) Velhasıl 1969 bir kış günü belediyenin altındaki Ceylan Sinemasında Belanın Yedi Türlüsü vizyona girdi, sinema tıklım tıklım, cümbür cemaat nara atan bağıran, bir silah atan yok o da olsa iş tamam da tehlikeli diye çekiniyler…. Yılmaz Güney’in Çirkin Kral olarak belirgin kabadayı ve vurdulu kırdılı filmlerin en güzellerinden birisi diyebilirim…
     
        Başkomser baba, İstanbul’a tayin olunca Yılmaz Güney (Şehmus) İstanbul’u terk eder. Şehmuz’un öteki kardeşi de polistir, Baba oğul İstanbul’u haraca kesen tüm yolsuzluk yapanlarla mücadeleye girişip, hepsini alt eder. Bunu hazmedemeyen kötü adamlar(gavatlar) Komiser için ölüm emri verir ve öldürürler… Bizim oğlan da anne baba hasretiyle onları görmek için döner, bir kavga sonucu nezarete atılır, çıkışta babasının vurulduğunu gazetede yazan haberde görünce bir anda saçları beyazlaşır, kötü bir şekilde ayrılıp polis kardeşle buluşur, babayı vuranla görüşebilmek için adli bir suç ile babasının katili olanın, polis kardeşi sayesinde aynı hücreye girer.. Onun hareket ve tavırlarından katil değil bir maşa olduğunu anlamıştır… Nezarette kaldığı akşam dökmüş olduğu sidikleri, sabah ona içirmekle söyletmeye başlar ve bir bir adamları öğrenir.. Dışarı çıkmada kardeşine adamları söylemeden … Tek tek hesaplarını bizim oğlan görür, babasının intikamını almıştır… Gözü arkada kalmadan bizim oğlana yine parmaklıklar arkası görünse de mutludur… …………
     
        Dip not olarak burada kötü karakterde olarak Aydemir Akbaşın ilk filmlerinden birisi diyebiliriz…
   Yaşantımızda her şey kendi düşüncelerimiz gibi gitmese de, hiç kimseyi göz ardı etmeyelim, sen aramışsın ben aramışım, eve geldim evde yoktun vesaire gibi hatalar ile kırgın olmayalım, hayat ve ömrümüz gelip geçti, daima derim biz sinemadan zerre kadar para kazanmadık… Kazanamadık ama Birecik’te öyle gönüller kazandık ki, bunlar değil para, hazinelerle bile ölçülemez…
       
       Şen ve esen kalın. Her şey gönlünüzce olsun… Yeni bir filimde buluşmak üzere ……………………………

       Her ne kadar sürçü lisan ettiysek af ola. Selam olsun siz sevgili dostlara ,,,,,,
                                   
                                    Ziya Fincan



FİLMİN FRAGMANI : /watch?v=FqEYDEJsnXM">https://www.youtube.com/watch?v=FqEYDEJsnXM



Urfalı doğulmaz ama Urfalı olunur,delisiyle velisiyle birecikli olmak ise ayrı bir meziyet ister.

0532 633 90 34
Yukarı Don
mürşit soysal Açılır Kutu Gör
ONURSAL ÜYE
<font color=008000>ONURSAL ÜYE</FONT>
Simge

Kayıt Tarihi: 25-Mayıs-2008
Şehir: gaziantep
Status: Aktif Değil
Points: 841
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı mürşit soysal Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 10-Şubat-2019 Saat 22:31
Ellerine sağlık bizi eskiler götürdün... TEŞEKKÜRLER
MÜRŞİT
Yukarı Don
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Paylaşım   

Forum Atla Forum izinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 11.10
Copyright ©2001-2017 Web Wiz Ltd.

Bu Sayfa 0,531 Saniyede Yüklendi.