Birecik Forumu Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası > BiRECiK GENEL > NOSTALJi (ESKiDEN BiRECiK) > Birecik Anılarım
  Aktif Konular Aktif Konular RSS - Memleketimden insan Manzaraları "Kuyumcu Tahir"
  YARDiM YARDiM  Forumu Ara   Olaylar   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

BİRECİK FORUMUNA HOŞGELDİNİZ. MEMLEKET SEVDASI, SILA HASRETİ, HEMŞERİ SEVGİSİ, KÜLTÜREL ZENGİNLİK, BİLGİ PAYLAŞIMI, CİDDİYET, SEVİYE, KALİTE, DOSTLUK VE DAYANIŞMA...
ARADIKLARINIZ BUNLARSA EĞER, DOĞRU ADRESTESİNİZ: BURASI BİRECİK FORUMU...

Memleketimden insan Manzaraları "Kuyumcu Tahir"

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
ziyafincan Açılır Kutu Gör
ONURSAL ÜYE
<font color=008000>ONURSAL ÜYE</FONT>
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2010
Şehir: İstanbul
Status: Aktif Değil
Points: 1169
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı ziyafincan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Memleketimden insan Manzaraları "Kuyumcu Tahir"
    Gönderim Zamanı: 22-Haziran-2020 Saat 00:42

              “ BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN “     
   Memleketimden İnsan Manzaraları ‘’ Kuyumcu Tahir Fincan ‘’
    ………Herkesin Annesi, Babası ve aile büyükleri, bir toplum içinde, bizlerin olmazsa olmazlarından, en önde gelenleridir. Akraba, eş, dost yanında, bir aile içinde en önemli faktör Annede başlar, Annede biter… Babanın görevi her konuda fedakarlıktır, yazmakla, anlatmakla bitmez … Her istek ve dileklerimizi karşılayan, evin direği dediğimiz BABA mız dır… Onsuz hiçbir şey olmaz deriz, her ihtiyacımızda yakasına yapıştığımız O dur, çünkü O BABA mızdır… Yalnız özel işlerimiz dışında kalan, Babamız, kendi hayatımızda bir karar verilmesin de, en son babalar duyar, ne hikmetse …
             Yukarı çarşıda amcamın tükenide memleketimizde olan belli tükenlerden farklıydı, nerde, ne zaman, niye, ne için kıyamat kopacağı heç belli olmaz dı. Bir bakarsın berber Şiğo ammi gelir (Şiğo Taze) sözün haneğin, bini bin para. Nasıl olmasın ki, karşı komşu, kör Sami, Nakşı ammi, Fincan Emin,Terzi Müftağ ammi (Müftağ Bayraktar) Fincan Ahmet ve diğer o semt sakinlerinden birisi bir hanek ortaya atar, get ayıtla pirincin daşını, hele birde Sefi dede’ de geldimi, aha tamam… tehoooooo temiz tarafı kalanı Mevlam   esirgesin… Bunların hepsi, bir samimiyet ve dostluk içinde olurdu, kimsenin sözüde kimseye ağır gelmez, kimsede ne gücenme nede alınma   olmazdı.. Gülme ve şakalar içinde bir çay ile harp, sulh olur, hır gür biterdi.. Burada en yumuşak olan, Nakşi ammi, Eğser ammi ve Masmanacı (sabuncu) Sait Gökdoğan abenin babaları, hiç birşeye karışmaz hep gülüp geçerlerdi… Şimdi ise gözümüzün önünde o güzellikler kaldı…
              1974 Eylül Yine bir yaz günü hava sıcak mı? Sıcak, yerden alav çıkıy, Tahir ammim bağda, yeni yaptırdığı daş evin üst katında, pencere önünde güfür, güfür esen yele karşı, uyur uyanık, gözlerini dinlendiriy… Ayşe yengem de, yan bağ komşuya ziyarete gitmiş, Mevlüde ve Emine ablamda, yemek işleri, etrafı temizleyip, toparlama ile meşgul, arasıra çocuklara göz atıyorlar, üç, dört yaşındaki çocuklardan bir tanesi bir anda nasıl olursa oluy,   Mevlüde ablamın kızı İslim oyun esnasında, ağzı açık olan kuyuya düşüy, tabi o anda diğer çocukların çığlığı ve bağırmalarına, Mevlüde ve Emine ablamda yetişsede yapacak bir şey yok, o haykırışlarda Tahir ammimde hemen kuyunun başına geliy ve kuyuda İslimi görüy de, kimseyi çağırmaya, beklemeye zaman yok, hemen kuyunun üstünde Kelepçek’te sarılı olan   (satıl --sıtıl) lastik kovayı kuyuya kontrollü bir şekilde bırakıy, Kelepçek’te bağlı olan ipe tutunarak bir anda kendini de kuyuya bırakıy, o anı hiç kimse ben kadar bilemez, çünkü bende evimizin üst katından aşağıya iple inerken, sürtünme, hız ve ağırlıktan dolayı elimi yakmıştım… Tahir amcan kuyuya iner inmez, hemen İslimi kucaklayıp suyun üstünde tutuyor ve ne yapıysın burda diye soruyor, İslim’de Ağac vardı, Kuş vardı beraberdik diye cevap veriyor, ammim yine kontrol amaçlı konuşuyor, ağ kızım noldu, nasıl oldu, seni kim yitti, filan alen, bakıy ki kızın zihni ve şuuru acık, yâre berede yok, ALLAHA şükür dua ile konuşmaya devam ederken, o bağırış ve çağırışları duyan, bahçeden Hamey ammi,   Ağmet ammi ve diğer bağda ve bağçada olan komşular yetişiyler. Komşuların yardımı ile, ammim ile İslimi sağ salim kuyudan çıkarıylar   …
           Ammim kuyudan çıkana kadar elinin yandığının farkında bile değil… Tesadüf ya Mersin’deki Sabrıya deza,Şoför Hösen Hommus, kardeşi Sadık Fincan, Kadir Fincan ve eşi, Melehat ile beraber Birecik’e ziyarete gelmişler. Bu akrabalarımızda her Birecik’e gelmelerinde ammim gilde kalırlardı. Ammimi’de görelim diye bağa gidiyorlar, bağa yaklaşmada oradaki kalabalığı görünce telaşlanıyorlar, hmen eve girip yukarı çıkıyorlar, amcam’da durumu ve olayları anlatıyor…                                                                          
            Geçmiş olsun dileklerini derken Kadir’in eşi Melehat hemşire olduğunu belirtiyor, hemen ammimin eline hazırda olan ilaclarla pansuman yapıyor eksik olan ilaçları’da Birecik’ten getirtiyorlar… Amcamın bu durumundan dolayı, orada kalmaya karar veriyorlar. Beş gün üst tabakada kalıyorlar. Her gün ammimin pansumanı’nı yaparken, orada Mevlüde ve Emine ablama’da pansuman’ın yapılması hakkında bilgi veriyor…
                  Ammimi seven, sevmeyen (yok’da ) bağa gelmeyen kalmadı, ammimin yapmış olduğu fedekarlığı duyan herkes acı ve sevinç ile çok ağladılar. İnsan düşününce göz yaşlarını tutamıyor, demek’ki diyorsun insanı sevmek ve sevilmek böyle bir şeymiş HA ,,,,,,
              Tahir Amcamız’dan ve komşulardan aldığımız çok güzel bir ders’de bizlere kaldı. Sevmek, sevilmek ve iyi insan olmak gibi. Mutlaka ölünün arkasından kötü konuşmıyacaksın, amcamın’da arkasından hiç kimse kem bir söz demedi.. Yalnız menfaatı ve çıkarları olanlar hariç. Akrep aramana gerek yok, içerde var zaten. Mezarın başında mal, mülk davası başlar….. Ne dersin, tuh ülen senin kelibine, yazıklar olsun, alçakkkkk ……………….Ortada bir gerçek var iken saklamayada gerek yok, zaten Birecik’li de, herkes herkesi’de iyi bilir…
              Amcam, Ayşe yengem ve ne yazıkki Mevlüde ablamıda kaybettik. Tüm geçmişlerimizin mekanı cennet olsun…
           Her ne kadar amcam ile birlikteliğimiz acısını paylaşıp beraber sürsede, bu anlattıklarımda baazı eksik olan bilmediklerimide vefatından önce, bilgileri bana Mevlüde ablam anlatmıştı, Emine ablam, ammimin torunları Mağmut ve Tahir’de sağ olsunlar, eksik olan bilgilerimi tamamladılar…
            Bu gün BABA’lar günü tüm babalara sağlıklı günler ile mutlu bir yaşam dilerim, Tüm BABA’ların, BABA’lar günü kutlu olsun…
        HİÇ BİR ZAMAN ÖLMEK DEĞİLDİR ÜZÜNTÜM… YETER Kİ ZAMANSIZ OLMASIN… Kaderede bir şey dediğimiz yok LO …
             Çok çok selam ve sevgiler ile ,,,,,,        Ziya Fincan
   Dip Not:   Meydan kapısında, Surlar önüne yapılan Belediye dükkanları vardı, şu an yerinde başka meslekler ifşa edilsede, o zaman mevcut olan 1960—65 yıllarında. Tamirci Kör Yusuf usta, Bisikletci Yeşil Mağmut ammi, Bisiklete bindirmenin yanında kuş uçurur ve beslerdi. Çok sayıda renga renk kuşları var idi seyrine doyamazdık, ve içerisinde laka luk oynadığımız Birecik spor veya Fırat spor’a bitişik, lastikçi Mınığ ustanın dükkanı ve enbaşta’da camlı kahve vardı…                                                                                                                              
            Kuyudan su çekmek için, lastikçi Mınığ usta burada eski araba lastiklerini kaldırımda her zaman duran bir sarma makinesi ile yüzer, inceltir, temizliğini yapıp en sağlam şekilde kuyulardan su çekmek için özel olarak (Sıtıl—Satıl) kova yapardı. O emekle yapılan (Sıtıl,Satıl) kova deforma olmadan, bozulmadan yıllarca kullanılırdı. Mınığ ammide akşam üzeri dükkanı kapayınca oranın müdavimleri, o mıckılesin başına geçer, aha ele, aha bele, evire cevire oyunumuz devam ederdi… Sinek Ali, Kel meğamet, Adil Ercetin, Dolma Abit, Ötele Celal, Fahri Kayar, Ayran Zeki, Hayyum Meğamet, Balcan Baba Uyumaz, Dip zabık komşumuz Abdulla, Müslüm Mumcu, Bablı, Mustafa Gürsöz (uncu) Oyun bozucumuz Zengin Micey, yarı destek Hayyum Oktay abey Bahattin Dilber, Oğur Sert ve Çil Ali…. O mıckıles elimizden bicar olur’du da, zencirden’de bağlı olduğu için kaçamaz’dı.. Taki Mığrıp (Akşam Ezanı) okuna’na değ. Meydan kapısı, Hükümet binası’nın arka sahipleri bizlerdik….. Elbette bu kadar haşarı olunca akşam dayakta seni beklerdi   Üst baş per perişan … yinede gülmeye değer, hayat böle bir şey, acısı ile, tatlısı ile, her şey zamanında güzel di…
                                
                                  S O N
     
Urfalı doğulmaz ama Urfalı olunur,delisiyle velisiyle birecikli olmak ise ayrı bir meziyet ister.

0532 633 90 34
Yukarı Don
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Paylaşım   

Forum Atla Forum izinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 11.10
Copyright ©2001-2017 Web Wiz Ltd.

Bu Sayfa 0,297 Saniyede Yüklendi.