Birecik Forumu Ana Sayfa
Forum Anasayfası Forum Anasayfası > BiRECiK GENEL > NOSTALJi (ESKiDEN BiRECiK) > Birecik Anılarım
  Aktif Konular Aktif Konular RSS - Memleketimden insan manzaraları T. Ahmet Mermertaş
  YARDiM YARDiM  Forumu Ara   Olaylar   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

BİRECİK FORUMUNA HOŞGELDİNİZ. MEMLEKET SEVDASI, SILA HASRETİ, HEMŞERİ SEVGİSİ, KÜLTÜREL ZENGİNLİK, BİLGİ PAYLAŞIMI, CİDDİYET, SEVİYE, KALİTE, DOSTLUK VE DAYANIŞMA...
ARADIKLARINIZ BUNLARSA EĞER, DOĞRU ADRESTESİNİZ: BURASI BİRECİK FORUMU...

Memleketimden insan manzaraları T. Ahmet Mermertaş

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
ziyafincan Açılır Kutu Gör
ONURSAL ÜYE
<font color=008000>ONURSAL ÜYE</FONT>
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2010
Şehir: İstanbul
Status: Aktif Değil
Points: 1169
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı ziyafincan Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Memleketimden insan manzaraları T. Ahmet Mermertaş
    Gönderim Zamanı: 13-Mart-2020 Saat 16:01

     

          Memleketimden İnsan Manzaraları: Terzi Ahmet Mermertaş       
       Memleketimizin en güzel geleneklerinden biride, daha çocuk yaşta okula başlamadan, şegirt (çırak) olarak bir ustanın yanına gitmektir, baban senin elinden tutar, gözüne kestirdiği bir ustaya götürür; Al bunun eti senin kemiği benim, önce ALLAH’a sonra sene amanat der, ustanın yanına seni çırak olarak bırakıp gider…
        O günkü koşula göre baba, sende ki sanat cevherin neyse bilmeden, görmeden, ana ile önceden gözlerine kestirdikleri, bir ustada olsun, yeri yurdu belli olsun, eyer okuyamazsa, elinde iyi veya kötü bir işi, mesleği olsun düşüncesi vardır... Sen o mesleği sevmişsin sevmemişsin heç önemli değil, senin ailenin tek düşündüğü gittiğin yer ve adresin belli olsun ve de en azından da bir meslek sahibi olmanın düşüncesi vardır. Açıkçası meslek seçme hakkın yok… Şansına, bağtına, artık ne çıkarsa, o senin gelecekteki ekmek paran, işin, ve mesleğin olacak, buna annen ile baban önceden karar vermişlerdir.
        Zaten kendimizi sorğulayacak olur isek, memleketimizdeki meslek işlerinin toplamı parmağımızdaki sayı kadar ya çıkar ya çıkmaz… Ben demeyim, buyrun sizde sayın, azıcık ipin uçundan sizlerde tutun LO :)
Ahada şeğirt iken seçilen meslekler : 
           Kendirci, Hambal, Terzi, Berber, Ayakkabı, Elektrik, Su, Şapka (Kasket) Daşcı, Sıvacı, Kasap, Boyacı Hamballık’da meslek mi, işmi demeyin… Başka ne işimiz var Kİ  )
Yükümüz hep hamballık değil mi. ???
              

        Gün vakit ne zamandı bilmem de, 1970 yılı iskele çarşısında ZEHRAVEY mescidi karşısında, Ahmet Mermertaş abey ile yeni açtığı Terzi dükkanına hayırlı olsuna gidip tanışıp, konuştuk… Meydan mahallesinden ev komşumuz, aile dostumuz Terzi Herkül   Memet Yurdakul ağabey de babamın en yakın dostu olmakla beraber, pantolon ve diğer üst baş işimizi, eksik ve gediklerimizi diken bizleri çok seven en yakınlarımızdandı…
       Geçen zaman ve süre zarfında Ahmet usta da memleketlimiz olarak kendisini sanatı ve samimi duyguları ile, yakın bir zaman içerisinde, çevreye, dükkan komşularına, dostlarına sevdirmeyi bilmişti.
       Her fırsatta yanına uğrar, bir çayını içip, <<aha ben kaçıyım >> desem de, beni bırakmaz, kendi işini yaparken her konuda konuşup dertleşirdik, bana üle sen geldin mi kalfaların bile yüzleri gülüy, daha iyi iş çıkarıylar derdi, ya bende sizleri işinizden alı koymayım derdim. Yok yok sen her fırsatta gel… Her ne kadar Ahmet usta benden yaşça büyük olsa da konuşmalarımız, sayğı içerisinde devam ederdi…
      Genciz, delikanlıyız, çok arkadaşlarımın yanı sıra, Babamın bizlere hep söylediği sözlerin başında gelen, daima sizlerden büyük olanlar ile dostluk kurun onlardan nasihat ve ders alın, yandaşlarınızdan, cahil olana kapılıp aldanırsınız, amma sizden büyük olanlardan zarar gelmez derdi…Bu konuda kendimi şanslı hissetmişimdir. Arkadaşlarımın yanı sıra, dostlarım hep 70 lik olmuştur :…. Onlar beni sevdiklerinden, bende onları sevip saymışımdır…
      Zor olan mesleklerin başında gelendir, TERZİ’lik… Çünkü her resmi günlerde ve Dini Bayramlar da herkes ille takım elbise giyecek ya… Vay terzilerin başına gelen, müşteri halden anlamaz, ille de yetişecek, bayrama giyeceğim dey de, başka bir şey demey. Gücenmelerin, kırılmaların bini bin para, haldan anlamaz ille deyde, ille yetişecağ HA …
        Ve Terzi ustalar, kalfalar, çoğu zaman iş yerlerinde sabahı etmişlerdir   …İşler yetişip bitecek, o bayram sabahı herkes yeni takım elbiselerini giymeyi düşünürken, bizim ustalar kendilerini eve atıp, şöyle bir güzel uyku çekmenin hayalini kurarlar…
        Bu işlerin çok sıkışıklığında bile bazen sinema bitince Ahmet ustaya bir uğrar, dükkan da elemanları kalfa Ali, Maçan Sadin ve diğer arkadaşlar çalışırken, bizde Ahmet usta ile sevdiğimiz bir şarkı, türkü mırıldanırdık… Bazen kalfalara jest olsun diye gece dinlenme bahanesi ile sinemaya gider; iki, üç plak çalıp, Sevim Şengül’ün bir film parçası olan Mehtaplı Gecelerde Hep Seni Andım ile, çok güzel olan Hintçe bir film müziği ile onlara özel gösteri yapardım… Ahmet usta, valla ziya, sen sağ olasan elemanlara iyi bir moral oldu, şimdi sanki işe yeni başlar gibi devam edeceğiz derdi, ve yine sabahlara kadar işleri devam ederlerdi…
        1976 Mayıs ayında Adana’da Askerken, henüz piyasada bulunmayan çok kaliteli bir kot kumaşı aldım. Fotoğrafhanede birkaç kez suda yıkayıp, çekmesini sağladım… Ve teskere dönüşü Ahmet ustanın karşısına dikildim, ehlen vesehlen, hoş beş den sonra. Ahmet ustaya benim kot kumaşı verdim… Abovvv bu ne le dedi, herola Ahmet usta deyip, bu güzel bir kot pantlon olaçak dedim. Üle bizim makineler kumaş için, kot dikmez ki dedi. Valla ben anlamam, o senin işin, dikeceksin nolursa olsun… o zaman anlaşak dedi. Eee buyur, kırılan her iğne sene ait, tamam dedim… Ve istediğim modelide belirttim, cebler yandan hilal, düz değil, küçük cep, cep içerisinde, yandan dikişleri çift kat, arka cebler de dikişli, özel olarak da bir makara kavun içi kot ipliği almıştım ;onuda verdim, hade sene kolay gelsin, eyvallah deyip ayrıldım… )
        Fincan Kesim ammiye gidip en iyisinden apupa olarak dikiş makinesi için, bir paket iyne aldım. Ahmet ustaya götürdüm, yok lo, ben sene şaka olarak dedim ha, dedim olmaz, bende biliyim ki, gerçektende kullanmış oldukları dikiş makineleri sırf kumaş içindi. Ahmet usta sırf nazımızdan geçemeyip, bana peki akey hayran aha o senin güzel hatırın için bu pantlonu dikeceğim demişti.
      Ve pantlon bitti. 30 Temmuz da teslim alıp giydik, uzun uğraşlar sonu verilen emek boşa gitmemişti .Her şey için teşekkür etmek de bize düşen vazifemizdi.     Ve kot pantlonu sağ salim geydik )
      Belediye Elektrik işinden istifa dilekçemi Kaymakam Ümit Oltulu’ya verdim, zar zor kabul ettirdim, gönlüne kalsa bırakmaydı. (İhtilal de Belediye başkanı’da Ümit Oltuluydu)   01/01/ 1981 de iskele çarşısında Karababa Ali Rıza amminin   dükkanını kiraladım.Herkes hayret etti, çünkü Ali Rıza ammi kim istediyse dükkanı vermemişti. Bizlerin kapı komşusu ve baba dostu idi. Beni kırmayıp dükkanı verdi, yalnız Halit Aykılıç’ın oğlu Memedi de vekil tayin etti. Sağ olsun Memet’de yakın arkadaşım ve dostum idi, ne ihtiyacım olsa yanı başımdaydı. İskele Çarşı başında Ceylan Elektrik dükkanımı açtım. Bu dönem zarfında yukarı çarşıda Foto Hasan amminin dükkanını dönüp, Foto Ali’nin sırasın da Ahmet ustanın evlerine, bir kaç kez elektrik arza işlerine gittim…
        Ceylan Sinemasına, Belediyeden görevli olarak bilet kontroluna gelen tahsildar Ömer Aytıc abey, bir gün dükkana gelip, sen elektrik işine bak, benimde bir teypim var, bende senle beraber burada kaset işi yapalım dedi, olur dedim… Amma iş ha CEYLAN elektrik, CEYLAN bant ve devammm ver bir Barak, Aman Geze Geze yüreğime dert oldu ,,,,,,
        Bir gün Terzi Ahmet usta, elinde eski bir 45 lik plak ile dükkana yanıma geldi, akey bunu bir dinlesek dedi. Birer cay icerken plakı da dinledik. Bir yüzü uzun hava, diğer yüzü türkü dü. Eski kayıt olduğu için, bu nerden dedim, bene ziyam ben İstanbul’da Ortakçılar ve Eyüp’te kalfa olarak çalıştığım dükkana, gelen giden çoktu. TANIDIKLARIMIZ o dönem Hasan Temel, Ahmet Demir ve Selami Şahin hep yanımıza gelip, giderlerdi, dedi ve anlatmaya başladı.
              Sene 1968, yine dükkana yapımcı ve bestekar Abdullah Nail Bayşu gelmişti .Ustamız ile konuşmasında plak yapacam, yeni sesler arıyorum dedi, ustamda bana dönüp, bizim kalfa Ahmed’in sesi güzel, iyide okuyor, dükkanda birkaç kez dinledim. Ahmet usta Hele bi ses ver dedi. Orada bir şeyler mırıldandım. Sesimi ve makamımı beğendi. Gece Selami Şahinle beraber A.Nail Bayşu’nun evine müzik dersine gittik, kartını verip iş yerine yanına gelmemi istedi. İşlerin boş bir günü ustadan izin alıp adrese gittim, orada hazır olan sazlar ile birkaç parça okudum, sazcılarda çok beğendi, bestekar ve ses sanatçısı Adnan Varveren eşliginde kısa bir çalışmadan sonra, aha bu plakı yaptım, daha sonraları birkaç tene daha yapsam da onlar elime geçmedi. Ahmet Demir her yanıma gelmede, akey senin eyi kötü bir mesleğin var, bizde heç bir şey yok, sen işine bak dedi… Bende zaten ailevi nedenlerden dolayı Birecik’e dönmem gerekiyordu, bir süre sonra dükkan ile işimi bitirip, ustam ile vedalaşıp Birecik’e döndüm. Bu plak da tek hatıram dedi, ben de Ahmet abey sen bunu muhafaza edemezsin, istersen ben senin için plakı saklarım dedim, oda tamam canım, sene feda olsun dedi, ve artık plak emin ellerde…Ne keder eminse :
          Ahmet Usta bir süre sonra dükkanını, Ulu Cami çıkışında Hikmet Temel aminin manifaturacı olan dükkan’ın yanına taşıdı. Kendi çalıştığı dükkanı da kardeşi Berber Poley Memed abeye bıraktı. Babası (KİRPİ) Salih ammi elinden heç sigarayı düşürmez, sigara üstüne sigara yakardı. O da beni gördü mü, gel Ceylan ammi’nin oğlu gel derdi.. Büyük abileri lakabı ile Kirpi Hösen ammide İnşaat işinde Yünüs Hacinin oğlu Şahin abenin yanında mobiylet ile inşaatlara koştururdu, Ali abileride İzmir’de 50-60 sene kahvecilik yaptı, İzmir’de vefat etti. Ahmet abey az bir dönemde İzmir’de de kaldı...          
        1985 aylardan Kasım Ahmet abeye dükkana ziyarete gittim, selam kelam… Ahmet ustaya bize de gurbet göründü, her ola dedi. Abey İstanbul’a niyetliyim. Her sene ziyaretime gelen, çocukluk arkadaşım Sırtı Sarı Ali’nin oğlu Memet Mumcu ille de gel dey, niyetim İzmir olsada İstanbul ağır basıy .Oda hayırlısı olsun dedi. Abey senden isteğim ne olacağım belli değil, senden bir palto isteyim, gündüz geyecegim, gece yatağım yorğanım olacak dedim… Tamam dedi mesaj alınmıştır. Ve kısa bir sürede Ahmet usta bizim paltoyu teslim etti. Ben de işlerimi toparlayıp Ceylan Bantı, Nuri Kayıkçıya devrettim. Dükkan komşularım, eş dost herkes ile görüşüp helallaştım.
             01/01 /1986… Ver elini İstanbul. Zeytinburnu’nda hemşerimiz olan bir kebapçı ile tanıdık ezacı olan dostların teşviki ile depo durağı karşısındaki dükkanı tuttum, tuttuğum dükkan sahibi, anlaşıp kaparo verdiğim halde dükkanı zamlı isteyince bende vazgeçtim. Ver elini Pendik…Pendik’e yerleştik, biz de olduk Pendikli .
              21 /11 /2012 sabah saat 09 gibi telefon çaldı, arayan Terzi Ahmet abeydi, hoş beş sohbetten sonra babey hayran sendeki plakım duruymu dedi. Gülerek durmaz olur mu dedim, ben güzel yalıdan geliyim, sene zahmet plakı yola getirirmisin dedi. Ben de tamam dedim ve hemen arabaya binip E 5 te beklemeye başladım. Az sonra hanımı ile geldiler, öpüştük konuştuk, plakı getirdin mi dedi, ne plakı, plak sen sağol dedim, ey dedi canın sağ olsun aha gidiyik, nere dedim karşıya geçiyik. Bekleyenler var, ya dedim senin yaptığın iş değil bir kahvemizi içmiyecekmisin… Zar zor arabaya bindirip evimize geldik.
        Kahvemiz yapılırken bende müzik setini açıp Ahmet abenin seslendirdiği 45 lik plakı çalmaya başladım, her iki yüzünüde bir kasete kaydetip kendisine verdim, bu kayıdı nere istersen kaydedersin dedim. Çok memnun oldu, üle valla sene halal olsun, bende olsa bu plakı saklayamazdım, saklasam da bu kadar temiz olmaz hep çizilirdi dedi… Ben de Ahmet abey hec kuyumcuda altın keybolurmu deyip gülüştük… Plakı dinlerken beraber yine eskileri andık dükkanda söylediğimiz Gönül Akkor, Zulümle Doluyum, Tanrım Beni Baştan Yarat, Mine Koşan ,Kara Vijdanlı, baazı film sahnelerindeki replikler ile canlardığımız güzel günleri anarken her ikimizinde içerisinde ne fırtınalar esiydi… Hey heyy, nerden nere ha …)
             Güzel geçen zaman çok çabuk bitti… Bizim için bu hoş kubbe altında, hoş bir seda ile anılmaktan başka, bir şey yok yaşantımızda,,,,,, Acısı ile tatlısı ile, geçen günler hep güzeldi, önemli olan geçen o güzelliklerin yanında, dostlukların baki kalıp devam edilmesiydi… Ne mutlu, iyi günde olsa, kötü günde olsa, unutmadan dostları arkadaşları arayıp bir hal hatır soranlara… Benim yazıp anlattığım, Terzi Ahmet usta ile yaşayan tüm ustalara, sağlıklı bir yaşam dilerim, ahirete göç eden tüm ustalara da ALLAH rahmet etsin, mekanları cennet olsun…Ustalar olmasa, çıraklar olmaz, tüm çıraklarda geleceğin ustaları… Her ne kadar sürçü lisan ettiysek af ola   ,,,,,,   
                             Selam olsun tüm dostlara.                                                  Ziya Fincan
      

   Dip not : Birecik’te herkes kendi lakabı ile anılır. Ahmet usta’nın babası Salih ammi , kundakta bebek iken, bağda bir tiyegin dibine bırakıp, bağdaki işlerine devam etmişler. Az sonra, akrep, yılan var hele bir bebege bakalım, birde ne görsünler, bebeğin etrafında üç, dört kirpi fır dönüy, aman duman, çığlık çığlığa   yetişinnn salih’i kirpi taladı, salih’i kirpi taladı, velhasıl sağ selim, Salih ammiyi kurtarıylar ve lakap da ordan kalıy, KİRPİ SALİH diye… Bende tarih ve zaman, olan olaylar günü gününedir, tarih kafadan yazılmaz, anlatılanlar da kafadan atma değil, günlük olarak takvim yaprağına yazılır… Yalnız AŞK mektupları yazılmaz, çünkü o keder derin mesele de takvim yaprağına sığmaz; oda, defterde saklı kalır   ,,,,,, Yazdıklarım da imla kuralı aramayın HA, her şey konuştuğumuz KİMİN .


     




Urfalı doğulmaz ama Urfalı olunur,delisiyle velisiyle birecikli olmak ise ayrı bir meziyet ister.

0532 633 90 34
Yukarı Don
MECİT BABAOĞLU Açılır Kutu Gör
FORUM YÖNETİMİ
<font color=0003c>FORUM YÖNETİMİ</font>
Simge

Kayıt Tarihi: 19-Eylül-2008
Şehir: İskenderun
Status: Aktif Değil
Points: 1915
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı MECİT BABAOĞLU Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14-Mart-2020 Saat 21:06
Ziya kardeşim. Öncelikle canına, hafızana, o güzel gönlüne sağlık. Diğerlerinde olduğu gibi; Bu muhteşem yazını da okurken çok nostaljik ve duygulu anlar yaşadım. Benim de çocukluğum aynen anlattığın gibi o saydığım mesleklerin hemen hemen hepisinde şegirtlikle geçti. En çok da rahmetli Herkül Memet ustamın dükkanında. O yıllarda şurupçular da vardı. Ömer Çavuşun yanında ona da çıraklık ettim. Ayrıca o yıllarda buz satmak, ayran satmak, hatta yaz aylarında buzlu şu satmak gibi mesleklerde vardı. Ben onlarıda yaptım. Yani özel teşebbüs işlerim de oldu. Velhasıl bu yazın beni alıp nerelere götürdü anlatamam. Benim bu akşam biraz birşeyler içmem gerekecek gibi...
" Size ne yapacağınızı söyleyebilirler, ama ne düşüneceğinizi asla!. SOCRATES



Yukarı Don
CAVDAR EMİN Açılır Kutu Gör
ONURSAL ÜYE
<font color=008000>ONURSAL ÜYE</FONT>
Simge

Kayıt Tarihi: 24-Mayıs-2009
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 1549
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkürler (0) Teşekkürler(0)   Alıntı CAVDAR EMİN Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 20-Mart-2020 Saat 15:24
Ziya kardeşim öncelikle hafızana ve belleğine ve'de kalemine sağlık,  Sancak Mahallesinde komşum olan Ahmet Abim sizin bahsttiğniz kadar efendiliği ve saygı değerliğine diyecek yok bir abimiz ve komşumuzdur, Şegirtlik konusuni  gelince aynısını bende yaşadım, çok okumak istiyordum ama maalesef Rahmetli babam yok diyordu, Bizim zamanımızda 6 yıllık yatılı öğretmen okulları vardı araştırdım kazansam bile bir tane kefil istiyorlarmış onuda ayarladım Cuma pazarında Arasanın üstünde dükkanı olan Rametli Hacı Kevan Gürsöz Babama Mehmet ben kefil olurum bırak çocuk okusun, Babamın cevabı şuydu Haci efendi okur ne ala ya okuyup bitirmeden gelir yarım memur olursa ben ne yaparım kürek versem kazma versem yapamaz ben yine pes etmedim Rahmetli ilk okul öğretmenim rahmetli Mustafa Kılıç hocama anlattım   babamın Şornohut sattığı cuma pazarına gelmiş okumam için ikna etmeye çalışmış  rahmetli Hacı Amcaya söylediğini Rahmetli hocamada söylemiş yani benim okuma işim tamamiyle bitmişti   Beni şornohut ekmeği aldığımız Rahmetli Hobaplı Mehmet ustaya götürdü Mehmet usta Emini sana getirdim bundan sonra senin yanında çalışacak eti senin kemiği benim dedi yıl 1966 Ağustos ayıydı öyle hatırlıyorum, Askerlik dahil 1977 yılına kadar fırında şegirtlik kalfalık ve usta olana kadar çalıştım, Şimdilerde bana ne Mezunusun dediklerinde Ben hobaplı fakültesi mezunuyum diyorum çünkü Fırında yalnız sanat öğrenmiyorduk ustamız mesleğimiz dışında hayatı yaşamı insan ilişkilerini esnaflığı öğretiyordu ben o hobaplı fakültede lisansımı Yüksek lisansımı ve Doktoramı  da yaptım Bana emeği geçen Başta Rahmetli Hobalı mehmet Dalgın ustama Aydın Açılan kafama Nizipli Garip kalfama Mustafa Hikmet hobaplı kalfama Ustama rahmetler dilerim mekanı  cennet olsun kalfalarımda bana verdikleri emekleri helal eylesinler eğer ben bugün Emin topçu olarak onların emekleri sayesindedir, Ziyıa kardeşim şimdilik fazla yazamıyacağım  geçmişi anarken çok duygulandım Selam ve Sevgilerimle

Yukarı Don
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Paylaşım   

Forum Atla Forum izinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 11.10
Copyright ©2001-2017 Web Wiz Ltd.

Bu Sayfa 0,219 Saniyede Yüklendi.